Son Dakika
21 Ekim 2017 Cumartesi

Türkiyeli Kültür İnisiyatifi kuruldu

05 Ağustos 2017 Cumartesi, 02:04

Almanya’ya yönelik beyin göçünde yeni bir aşamaya girildiği, akımın Türkiye’yi de pençelerine aldığı Berlin’deki yeni bir atılımla iyice belirginleşti.

Almanya’ya yönelik beyin göçünde yeni bir aşamaya girildiği, akımın Türkiye’yi de pençelerine aldığı Berlin’deki yeni bir atılımla iyice belirginleşti. 200 bin civarında Türkçe konuşan insanın yaşadığı Berlin’de, Türkiye’nin ve Almanya’nın önde gelen Türkiye kökenli sanatçıları, yeni bir girişimi kamuoyuna tanıttılar.Alman basınının yoğun ilgi gösterdiği tanıtım toplantısında Almanya Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir de yaptığı açıklamada bu girişimi destekleyeceğini ve Türk sanatçıların sorunlarının çözümünde politik katkı sunacağını belirtti.

Girişimin Mustafa Altıoklar, Barış Pirhasan ve Ezel Akay gibi Türk sinemasının önde gelen yönetmenlerinin öncülüğünde yapılması ilgiyle karşılandı. Yeşiller Partisi’nde “Türkiyeli Kültür İnisiyatifi” ayrıntılarını ve gerekçelerini kamuoyuyla paylaşan kuruculardan, ünlü yönetmen Mustafa Altıoklar şöyle konuştu:

Bugün, burada ülkemizin oldukça zor bir dönemden geçtiği, karşı devrimin tüm acımasızlığıyla sürdüğü bu karanlık günlerde, Türkiyeli Kültür İnisiyatifi’ni, Almanya’nın çağdaş siyasi çizgisinin en önemli unsurlarından Yeşiller Partisi’ne tanıtmak üzere bulunuyoruz.

Bizler, sınırlarla kısıtlanmamış, iktidarlara angaje olmamış, insan hakları, barış, demokrasi, özgürlük, adalet, dayanışma ve aşkın hâkim olduğu bir dünyada ‘bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine’ yaşamak ve gerçek insan öyküleri anlatmak isteyen ve sırf bu nedenle dışlanan, ötelenen, hapsedilen, sürgün edilen, katledilen Türkiyeli özgür sanatçılarız. Dünya atlasının soyulmuş portakal kabuğu şeklindeki orta sayfasını açıp kendimize gidecek yeni bir ülke ararken, birbirimizden habersiz ve bağımsız olarak Berlin’i seçmiş olmamız elbette tesadüf olamaz. Bu yeni dalga göçün altında yatan en önemli dinamik ise, Berlin’in yaratıcıların özgür sanat üretimleri yapabilmeleri için en uygun habitata sahip olmasıdır.

NEDEN BERLİN?

Altıoklar, neden Berlin’i seçtiklerinin yanıtını da şu sözlerle aradı:

Berlin’i seçişimizin ortak bilinçaltımızdaki en önemli dinamiği bu özgürlükçü ruhudur. Kariyerlerimizi, maddi ve manevi varlıklarımızı ardımızda bırakarak gelmiş olduğumuz bu yeni ‘Heimat’ta, farklı siyasal renklerden beslenen, birbirinden farklı sanatçılar olsak da, özgürlükçülük ortak paydasında birbirimize tutunmak durumundayız. İşte bu nedenle inisiyatif, temsil ettiği kitlenin demokratik hak ve çıkarlarını savunan, farklı uzmanlıklara ve deneyimlere sahip üyeleriyle dayanışma içinde bir araya gelerek sinema, tiyatro, müzik, müzikal, dans, resim, heykel, performans sanatları, video art gibi alanlarda üretime destek vermek yoluyla kendisini ifade eden bir dayanışma örgütüdür.

ALTIOKLAR OYUNCU YETİŞTİRİYOR

Türkiye’de siyasi ortamın iyice gerilip hakkındaki davaların sayısı ve istenen hapis tutarı artmaya başlayınca Berlin’e yerleşen Mustafa Altıoklar, bir süre önce Berlin’de Türkçe oyunculuk okulu kurmuştu. “B’ACT Academy” adlı okul Berlin’in Türk semti olarak da bilinen Kreuzberg’deyer alıyor. Altıoklar ilk dönemin ardından umutlu olduğunu belirtirken, “Türkiyeli Kültür İnisiyatifi” ile ilgili şu bilgileri de verdi.:

“İnisiyatif, resmi ya da gayrıresmi kurumlardan da, paralel ya da derin olarak tanımlanan yapılardan da, Fetöcü ya da terörist olarak tanımlanan örgütlerden de bağımsız, siyasetler üstü bir sivil dayanışma yapılanmasıdır. Bu çerçevede söz konusu aktiviteleri gerçekleştirebilmek, kooperatif üretimde bulunabilmek için bir çatıya ihtiyaç duymaktayız. Bu çatı altında iki yapılanmaya gereksinimimiz var: Kültür-Sanat Merkezi ve Think-Tank Kulübü.

Bizler Almanya’ya, Almanya’dan bir şeyler almak için gelmedik. Bagajımız kadim bilgiler ve hikâyelerle dolu. Bizler Almanya’ya, beraberimizde getirdiğimiz yüzyılların birikimlerini paylaşmak için geldik. Almanya’nın kültür sanat dünyasına katkıda bulunarak bir katma değer yaratmaya geldik. Hayalimiz ve motivasyonumuz budur. Bu motivasyonun hedefine ulaşması için ise üstat Bertolt Brecht’in sözleri yolumuza ışık tutmaktadır:

‘Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.
Kurtuluş yok tek başına.
Yumruktan ve zincirden.
Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.’ ”

BARIŞ PİRHASAN: TUHAF KADER

20 yıldır Almanya’da yaşadığını belirten ve “Kader gibi bir şey bu. Ben yazarak, yazmakla yaşayabiliyorum. Benim mesleğim inancım, hayatıma anlam veren dilimdir. Dünyanın neresinde olursam olayım anavatanım Türkçedir” sözleriyle başlayan Barış Pirhasan, konuşmasını daha sonra şöyle sürdürdü:

Şiir yazıyorum. Türkçe. Bu beni Türkiye Cumhuriyetinin siyasal coğrafyasına bağlamıyor. Almanya’da yirmi yıldır oturum almış olmam, buraya yerleşmiş, burada yaşıyor olmam da beni o coğrafyadan, birlikte büyüdüğüm insanlardan kopartmıyor. Bu yalnız bir politik duruş değil. Dünyanın en somut gerçeği. Hepimizin geleceğini belirleyecek olan göçmenlik, çok vatanlılık, melezliktir. Çünkü bugüne kadar belirlenmiş sınırlara, inançlara, tanımlara sığmaz olduk. Bu durum çok büyük acılara, kıyımlara neden oluyor. Çünkü bütün ülkelerde iktidarlar çok bencil, imtiyaz ve servetlerinden asla vazgeçme niyeti olmayan küçücük azınlıkların elinde. Bilimin, sanatın, kültürün, teknolojinin eriştiği sınırlarla, bu bir avuç egemenin dünyayı yönetme, sorunlara sözde çözüm, bulma yöntemleri arasında dağlar kadar fark var.

1970’lerdeki genç Türk şiirinin parlak isimlerinden olan veo dönemde arkadaşlarıyla birlikte etkili Sanat Emeği dergisini de yayımlayan, ancak daha sonra sinemaya geçen Barış Pirhasan, konuşmasında şu noktalara dikkat çekti:

“Türkiye’de başımıza gelenlerin, bize yapılan suçlamaların en önemlilerinden biri, herkesin kendi anadilinde eğitim görmesini talep etmektir. Burada yaşayan ve anadili farklı olanlar için de aynı şeyi savunmak doğal değil mi? Doğal olması bir yana, böyle bir özgürlük ortamında çocukların, gençlerin ülkede konuşulan anadile sevgileri, merakları içten gelmez mi? Ben bize tanıdığınız bu iletişim fırsatını göçmen, melez, vatansız ama komşularıyla barışık, dayanışma içinde bir geleceğe çağrı yapmak için kullanmayı seçtim. Güçlü ve devrimci bir mayası olan Yeşil Hareketin, yalnız insanları değil, bütün canlıları, ve onlara bağışlanmış toprağı, suyu, havayı savunan özüyle kitlelerin desteğini, kalbini kazanmış bu siyasal partiden daha azını beklemek ayıp olurdu.

 

Ali Yıldırım – Berlin

Odatv.com – 04.08.2017 – 23:35

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir