Son Dakika
22 Haziran 2017 Perşembe

İnce mi Kılıçdaroğlu mu derken CHP asıl meseleyi konuşmuyor

11 Mayıs 2017 Perşembe, 21:15

CHP farkında değil…

Rejim değişti…

Mustafa Kemal’in kurduğu Halk Cumhuriyeti rejimi yıkıldı…

Mustafa Kemal’in kurduğu ‘Hakimiyet milletindir’ ilkesine dayalı meclis hükümetleri sistemi yıkıldı…

16 Nisan 2017’de şaibeli bir referandum ve mühürsüz 1.5 milyon oyla onun yerine Saray’a dayalı mutlakiyetçi bir başkanlık rejimi ve Saray kabinesi sistemi geldi…

Referandumda kanunsuz oyları kabul eden YSK oldu…

Kerem Çalışkan

Bu hukuksuz sonuç aynı YSK tarafından yüzde 51-49 şeklinde açıklandı…

CHP sandıkların tümünü kontrol edemedi…

Sonuçlara ilişkin farklı bir rakam ortaya koyamadı…

CHP’nin yaptığı tüm yasal itirazları da, hukuksuz ve kanunsuz kararları ile referandumu şaibeli hale getiren YSK reddetti…

CHP bu hukuksuz ve şaibeli sonuca rağmen, iktidarın silahlı çeteler örgütlediği gerekçesi ile bu hukuksuz sonuçları protesto için sokağa çıkmadı, sokağa çıkanları engelledi…

CHP tüm protesto hareketlerini pasifize ederken kendisi de herhangi bir protesto biçimi, takvimi ve eylem planı açıklamadı…

CHP şaibeli referanduma karşı eylemsiz, plansız, örgütsüz ve hedefsiz kaldı…

Sorumlu olduğu halkı ve kitleyi de bu şekilde eli böğründe çaresiz bıraktı…

CHP 2019 tartışmalarına girerek 2017 referandum sonucunu fiilen kabul etmiş gibi davrandı…

Bunun sonucu olarak haliyle CHP’nin içi karıştı…

Şimdi CHP içindeki bu deprem, bu kaos, Muharrem İnce’nin imza toplama girişimi ve Baykal’ın desteği ile bu sonbaharda olağanüstü kurultay toplama yönünde devam ediyor…

Kurultay toplanabilir…

Hatta belki Kılıçdaroğlu yönetimi de değişebilir…

Muharrem İnce olağanüstü bir çıkışla CHP’nin başına da geçebilir…

Ama ister Kılıçdaroğlu bu kurultayı da kazanıp başta kalsın, ister Muharrem İnce veya başka bir isim başa geçsin…

Bir şeyi değiştirmek çok zor olacak…

CHP’nin ve ülkenin kaderini….

Neden?

Çünkü rejim şaibeli oylarla değişti…

Ve Erdoğan’ın YSK’nın hukuksuz desteği ile getirdiği şaibeli başkanlık rejimini değiştirmek ya da yıkmak sanılandan çok daha zor olacak…

AKP ve YSK’nın oyları çalacağı önceden söylenip yazılırken TV’lerde ‘Siz merak etmeyin, sandığa gidin yeter, oylarınız bize emanet’ diyerek milleti uyutan Kılıçdaroğlu ve CHP yetkilileri oylar çalındıktan sonra milletten ‘Kusura bakmayın dediğimizi yapamadık, oylara tam sahip çıkamadık’ diyerek özür bile dilemediler…

Kılıçdaroğlu ‘YSK’ya gerekli tepkiyi gösterip organize edemedik. Oldu-bitti’yi kabul ettik…’ diye özür bile dilemedi…

Şimdi milleti ‘Bu iş bitmedi, rövanşı 2019’da’ diyerek yine pasifize edip uyutuyorlar…

CHP Erdoğan’ın milleti uyutmakla görevli bir şubesi gibi çalışıyor…

2019’da sandıkta bu rejimin değişeceğini zannetmek bir hayaldir…

2019’da halkın oyuyla bu yeni rejimin başına rejimi değiştirecek birini getirme hevesleri boş bir hayaldir…

Resmen milleti aldatmak, kandırmak, uyutmaktır…

Çünkü anayasayı değiştirmek için 600 kişilik mecliste bu kez en az 401 oy gerekecek…

Bu da yetmeyecek yine referandum gerekecek…

CHP şimdi Erdoğan için biçilen Saray kaftanını sırtına alma hevesinde….

Bu boş bir hayal…

CHP Mustafa Kemal’in partisi olarak 2019’da yürürlüğe girecek olan gayri meşru başkanlık rejimini gerçekten yıkmak ve devirmek istiyorsa şimdiden ciddi bir hazırlığa girmelidir…

Bu hazırlık zihni, fiili ve örgütsel bir hazırlık olmalıdır…

Çünkü Türkiye’nin bundan sonraki siyasal programı Saray’a, mutlakiyete ve seçimli monarşiye karşı mücadeledir… İktidardaki bir parti devleti ile mücadele edilecektir….

Hakimiyet milletindir ilkesini ve meclise dayalı, meclisin üstünlüğüne dayalı hükümet sistemini hayata geçirmek sanıldığı kadar rahat ve kolay olmayacaktır…

Bu Saray ve başkanlık sistemini Türkiye’ye Batılı Emperyalistlerin (ABD) dayattığı gerçeği düşünülürse, bu Saray sistemini yıkmanın nasıl çetin bir mücadele gerektireceği daha kolay anlaşılır…

Fiilen iktidarı ve devlet gücünü eline geçirmiş bir mutlakıyet rejiminin sandıkta yıkılacağını sanmak naiflikten de öte bir tarih cehaleti, tarih hıyanetidir…

Referandumda YSK’nın kanunsuz bir şekilde rejim değişikliğini ilan etmesi ve bu gayri meşru sonucu protesto etmenin silah tehdidi ile engellenmesi bunun en açık kanıtıdır…

MÜDAFAA-İ HUKUK DERSLERİ

Mustafa Kemal CHP’nin temelini milli mücadele içinde Müdafaa-i Hukuk teşkilatı ile atmıştı…

Müdafaa-i Hukuk tüm Anadolu’da emperyalizme ve Saray’a karşı örgütlenen ihtilalci bir örgüttü…

Mustafa Kemal bu örgütün bütünleşmesini 1919 Sivas Kongresi’nde sağlamıştı…Bu nedenle Atatürk bir konuşmasında Sivas kongresini CHP’nin ilk kuruluş tarihi olarak gösterir…

Mustafa Kemal Sivas’ta gizli bir emirle Müdafaa-i Hukuk örgütlerinin silahlı kollar kurmasını da istemişti…

Bu silahlı güçler kuvayi milliyenin temeliydi…

Müdafaa-i Hukuk o şartlarda böylesine ihtilalci ve millici bir teşkilattı…

Daha sonra Mustafa Kemal bu partiyi Halk Fırkası adıyla 9 Eylül 1923’de resmen kurdu….

Parti, İzmir’in kurtuluşundan bir yıl sonra aynı tarihte kuruldu…

Halk Fırkası kuruluşundan iki ay sonra 29 Ekim 1923’te mecliste Cumhuriyet rejimini kuran partidir…

Şimdi 94 yıl sonra bu rejim yıkılmıştır…

CHP kendi kurduğu rejimin yıkılmasını engelleyemeyen ve pasif durumda seyreden bir partidir…

Mustafa Kemal CHP’yi milliyetçilik, halkçılık, devrimcilik ilkeleri üzerine kurdu…

CHP 100 yıl sonra milliyetçiliği Erdoğan’a kaptırmış, halkçılığı unutmuş, devrimciliği terketmiştir…

Tarihi olarak CHP bu anlamda ‘mefluç’ (felç olmuş) durumdadır…

Bu durumdan kurtulması mümkün müdür ve nasıl kurtulur?….

CHP’nin başında kalmak veya başına geçmek isteyenler umarım bu ağır tablonun farkındadırlar…

100 yıl önce Mustafa Kemal’in liderliğinde ülkeyi kurtaran ve cumhuriyet rejimini kuran parti 100 yıl sonra, rejim elden gittikten sonra önce kendisini kurtarmak zorundadır…

CHP ve ülke açısından durum çok vahim ve ciddidir…

CHP için asıl soru şudur:

Muhtaç olduğu kudret acaba damarlarında hala mevcut mudur?…

Mustafa Kemal ilkelerine dönecek bir beyin ve vizyon CHP’de hala var mıdır?…

Kerem Çalışkan

Odatv.com – 11.05.2017 – 10:35

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir