Son Dakika
17 Aralık 2017 Pazar

Gizli hedef: CHP’nin kapatılması

16 Ağustos 2017 Çarşamba, 02:32

Partisinin 16. Kuruluş yıldönümü kutlamasında yaptığı konuşmada Enis Berberoğlu üzerinden CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu düpedüz tehdit etti.

Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan sert bir şekilde faullü topa girdi yine. Partisinin 16. Kuruluş yıldönümü kutlamasında yaptığı konuşmada Enis Berberoğlu üzerinden CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu düpedüz tehdit etti. Nasıl?.. Dedi ki, “Ana muhalefetin başındaki zat, ülkesinin aleyhine işlediği bir suçtan dolayı halen cezaevinde bulunan milletvekili ile ilgili konunun kendisine kadar ulaşmasından endişe ettiği için şimdiden ön almaya, suyu bulandırmaya çalışıyor. Eğer yakında, bu içeride olan zat ile alakalı Kılıçdaroğlu’nun bağlantısı çıkarsa şaşmayın ha!”

Muzaffer Ayhan Kara

Muzaffer Ayhan Kara

ERDOĞAN’IN, AK PARTİ’NİN MURADI NE?

Berberoğlu’nun suçlu olduğuna kimse inanmıyor. Kamuoyu bir kumpasa uğradığı kanaatinde… Bu ayrı bir konu… Peki Erdoğan’ın yandaş yazarlardan devraldığı sözlerinin tercümesi ne? Şunu demek istiyor; Berberoğlu’na söz konusu belgeleri Kılıçdaroğlu verdi. Arkası?.. Arkası şu; Berberoğlu güya bunu açıklayacak! Berberoğlu konu hakkında avukatları aracılığıyla net konuştu: Ortada suç yok, suçlu değilim, dolayısıyla benden iftiracı da itirafçı da çıkmaz!

Erdoğan, bir yandan partisindeki metal yorgunluğunu aşmaya çalışırken bir yandan da Adalet Yürüyüşüyle gündemi belirleyen CHP’yi bulandırmaya çalışıyor ve yeniden gündemde ön almaya çalışıyor.

Ama hepsi bu mu? Değil…

Ak Parti’nin gizli ajandasında “CHP’yi kapatmak” var. Geçtiğimiz 10 yılda yandaş gazetecilerin, sözde fikir adamlarının yazdıklarına, konuştuklarına bir bakarsak  Ak Parti’nin bu konudaki zihin haritasını görmek mümkün.

Mesele, sadece Kılıçdaroğlu değil… Mesele, CHP. Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kurumları yerle yeksan olsa da Türk modernleşmesinin, Türk devriminin garantisi olarak Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan CHP ayakta. Sorunları olsa da, istenen kıvamda olmasa da ayakta ve önemli bir çıpa. O yüzden CHP’nin tasfiyesi gizli ajandanın önemli bir sayfasını oluşturuyor. Buna güçleri yeter mi? Yetmez, yetmeyecek ama iktidar fırsatını bulup, iklimini oluşturup denemek istiyor.

CHP İL BAŞKANLARININ TEPKİSİ

İşte bu yüzden bugün 81 ilde CHP il başkanları eş zamanlı olarak düzenledikleri basın toplantılarıyla Erdoğan’a sert bir şekilde cevap verdiler. İzmir’deki basın toplantısında CHP İzmir İl Başkanı Asuman Ali Güven, “Tüm Türkiye gibi bizler de AKP genel başkanı Erdoğan’ı şaşkınlıkla takip ediyoruz. Sayın Erdoğan’ın 20 Temmuz sivil darbesiyle ülkeyi içine sürüklediği kaos ortamında kendi dengesinin de iyice bozulduğunu görüyoruz” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ülke’de Anayasayı hiçe saydılar, demokrasiyi rafa kaldırdılar, adaleti yok ettiler, Hukuku kendilerine oyuncak yaptılar, kendilerine muhalif olan kim varsa yok etmeye çabaladılar. Şimdi de önlerindeki tek ve en güçlü engel olarak gördükleri, CHP’yi ve Genel Başkanımızı hedef aldılar.

AKP’nin Genel Başkanını bir kez daha uyarıyoruz, gittiğin yol, yol değil. Eğer CHP olmasaydı, bir zamanlar kol kola yürüdüğün, devletin tüm istihbaratını, tüm yetkilerini ellerinle verdiğin FETÖ, bugün emellerine ulaşmış olacaktı. İyi ki, gerçekleri gören, cumhuriyetine sıkı sıkıya bağlı, demokrasiden ve adaletten vazgeçmeyen, halkı için çalışan ve halkına inanan bir CHP var. İyi ki, CHP’nin başında tehditlere boyun eğmeyen, doğru bildiğini söylemekten korkmayan, diktaya ve faşizme boyun eğmeyen bir Genel Başkanımız var.”

GİZLİ AJANDADA NE YAZIYOR?

İl başkanlarının tepkisinden yeniden Ak Parti’nin gizli ajandasına, CHP’ye dönük emeline dönelim. Cemaat-tarikat unsurları, Tağmaç-Türün kliği, 12 Mart döneminde de faşizmin İstanbul’daki güçlü adamı Org. Faik Türün eliyle CHP’ye musallat olmuştu. CHP Genel Başkanı Ecevit ve partinin tüzel kişiliğine yönelik olarak Ziverbey İşkence Köşkü’nde illegal işkenceli itiraflar alınıyordu. Bundan murat, CHP genel başkanını ve yüzlerce milletvekili ve senatörünü tutuklamak ve partiyi kapatmaktı. CHP 1973 genel seçimlerinden birinci parti çıkınca bu hevesleri kursaklarında kaldı (Ne var ki sonradan 12 Eylül’de bütün partilerin kapatılması esprisi içinde CHP’yi kapatmayı başardılar!).

Denizaşırı emperyal odaklar da, Türk devriminin yeminli düşmanları da CHP’yi emellerinin önünde her zaman engel olarak gördüler ve bu yüzden elli yıldır her fırsatını bulduklarında ne zaman hava dumanlansa hep ‘icabına bakmaya’ çalıştılar.

İktidarın kalemşorlarından Abdurrahman Dilipak’ın 26 Kasım 2012’de Yeni Akit’teki makalesinde niyet bakın nasıl açık edilmiş:

“Cumhuriyet HP kapatılmadan, Türkiye’de derin devlet sona ermiş sayılmayacağı gibi, İsrail sonlandırılmadan dünya derin devletinin de bölgeden eli ayağı kesilmiş olmayacaktır. Siyonizm’in zaferi Osmanlı’nın yıkılışı üzerinden kazanılmış bir zaferdir, CHP ise uluslararası sistemin Osmanlı enkazı üzerine bina ettiği bölgesel düzenin Osmanlı’nın kalbine diktiği siyasi bir abidedir!

CHP’nin 6 oku, bir şekli ile Osmanlı’nın kalbine sapladığı oklardır. CHP’nin, din, tarih, kültür ve gelenek konusundaki ‘eski döneme’ ait düşmanca politikalarının, İstiklal Mahkemeleri mantığının, darbecilerin avukatlığını üslenme çabalarının arkasında bu derin gerçek yatmaktadır.”

Sadece Dilipak gibi Ak Parti’nin tarikat-cemaat erbabı kalemşorları değil, Atilla Yayla gibi yeminli sözde liberal Atatürk ve Atatürk Türkiye’si düşmanları da yandaş basında “CHP’siz bir Türkiye” hayallerini sıklıkla dışa vurdular:

 “Böyle bir partinin demokraside anlamlı ve meşru bir yeri olabilir mi? Elbette hayır. CHP kapatılmalı. Bununla kastettiğim, CHP’nin AYM tarafından kapatılması değil, kendisini feshetmesi. CHP ya bir vakfa veya enstitüye dönüşsün veya tek parti dönemi müzesi olsun.” (1 Ağustos 2013, Yeni Şafak).

CHP’NİN VERMESİ GEREKEN ASIL CEVAP

Enis Berberoğlu’nun durumunu da, Prof. Mustafa Akaydın hakkında açılan soruşturmayı da, Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na dönük son çıkışını da; Bugün CHP il başkanlarının 81 ilde yaptıkları basın açıklamalarını da bu bağlamda değerlendirmek gerekir.

CHP il başkanlarının cevabı bir yana, CHP’nin Erdoğan’a ve partiye yönelik kumpasa verecekleri en güzel ve anlamlı cevap ise daha güçlü bir CHP’dir. Bu yüzden diyorum ki CHP 2020’lerin “hikayesini” ortaya koymak durumundadır. Laikliğin ve sosyal hukuk devletinin güvencesi olmak durumundadır. Ancak güçlü bir CHP Türkiye’yi bir cemaatle bir cemaat-tarikat koalisyonunun cenderesinden, çatışmasından çıkarabilir ve gelişme, kalkınma, geleceğe ümitle bakma yoluna sokabilir. İşte bu yüzden diyorum ki CHP büyümelidir, büyümeden korkmamalıdır, üye sayısını esaslı ve planlı-sistemli bir kampanya ile bir yıl içinde üç katına sıçratmalıdır. Ülke deseni-parti deseni makasını da kapatmalıdır. Kaydedilen her iki üyeden birisi 18-30 yaş aralığında olmalıdır. Partinin kapıları beyaz yakalı, eğitimli kesime sonuna kadar açılmalıdır. CHP vasatistan çemberinden çıkarılmalıdır. CHP’de sevgi, dayanışma, yoldaşlık duyguları öne çıkabilmelidir. CHP bu yıldan ayağa kalkıp üzerindeki kumpasları aşabilir ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de garantisi olabilir. Bu hususta büyümeyle beraber yapılacak bir iş de çok ciddi eğilerek CHP’li yerel yönetimleri sıçramada değerlendirmektir. CHP’li yerel yönetimler 2019 cumhurbaşkanı ve genel seçimlerine kadar hiçbir bahanenin arkasına saklanmadan “10 numara” çalışmalıdır. Ayyuka çıkan örgüt-yerel yönetim dirsek savaşları derhal son bulmalıdır. Örgüt kendi işine, yere yönetim kendi işine bakmalı fakat dayanışma içinde… Halk, CHP il ve ilçe başkanlarıyla, gençlik ve kadın kolu başkanlarıyla, milletvekilleriyle belediye başkanlarını ve meclis üyelerini el ele kol kola görmelidir her yerde. İşte o zaman Erdoğanların rüyalarına karabasanlar dolacaktır, o zaman uykuları kaçacaktır, o zaman iktidardan düştüklerinde ne yapacaklarını düşünmeye başlayacaklardır. O zaman Türkiye nefes alacaktır.

Muzaffer Ayhan Kara

Odatv.com – 16.08.2017 – 02:15

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir