Son Dakika
19 Eylül 2018 Çarşamba

Aydın Engin yenilince Almanya da yenilmiş sayıldı

13 Eylül 2018 Perşembe, 02:09

Alman ve Avrupa medyasının, Cumluriyet’teki gelişmeleri başka türlü okumasının mümkün olmadığı birkaç günlük haber özetlerinden çıkarılabilir.

Cumhuriyet’te yeni bir grubun “Atatürkçülüğün dönüşü” ifadesiyle göreve gelmesi, Alman ve dolayısıyla Avrupa medyasında büyük bir tepkiyle haberleştirildi. Bu konuda çevrilen filmin esas oğlanının, daha doğrusu “itirafçı ve iftiracı”nın Aydın Engin olması özellikle dikkat çekiyor. Engin ve arkadaşlarının, Cumhuriyet kavgasında, Almanca dünyada son derece olumsuz bir anlam yükü bulunan “nasyonalistler” kavramı eşliğinde topa girdiği ve çok ağır suçlamalarda bulunduğu gözleniyor. Buna karşı, gelişmelerin farklı bir yorumuna yer verilmemesi “sorun edilmiyor.”

Osman Çutsay
Osman Çutsay

AYDIN ENGİN BOMBALARI  

Alman gazetelerine ve medyasına bakanlar, ya Aydın Engin’in kapısında Alman gazetecilerin sıraya girdiğini ya da Aydın Engin’in ne kadar Alman gazeteci varsa onun kapısını çaldığını düşünebilir. Almancasının kıt olduğu, ancak Türkçesi kıt ve Türkiye’deki aydınlanma hareketine her zaman tepkiyle bakmış Alman medyasının ve gazetecilerinin huylarını gayet iyi tanıdığı bilinen Engin ile  eşi Oya Baydar’ın açıklamaları, yazıları, Alman medyasında Cumhuriyet ile ilgili bütün haberlerin ana gövdesini oluşturuyor. Bu haber yağmurundan sonra, sıradan bir Alman okurundaki genel izlenim, eli ve gözü kanlı “ultra Kemalistlerin” ve daha serti “aşırı nasyonalistlerin” Türkiye’deki tek bağımsız ve muhalif gazeteyi ele geçirdikleri şeklinde. Bu konuda Aydın Engin’in “büyük bir başarıyla gazetede yaşananları ve gazeteden gidenleri pazarladığı” söylenebilir.

Almanca konuşulan dünyanın en çok izlenen haber sitelerinin başlarında gelen Der Spiegel, Cumhuriyet’in nasyonalistlerin eline geçtiğini ileri sürerken, yeni vakıf başkanının çok sıkı bir nasyonalist olduğunun altını özellikle çizdi. Alev Coşkun’un Murat Sabuncu ve arkadaşlarının mahkemede yargılanırken aleyhlerine ifade verdiğini ileri süren Der Spiegel’in Türkiye muhabiri, “Coşkun’un Süleyman Soylu ve çevresindeki milliyetçilere sempati beslediği yolundaki bilgileri” kaydetti. Aydın Engin’in açıklamalarına dayalı habere göre, Cumhuriyet, ayrılan gazeteciler nedeniyle tarihinin en büyük krizinde bulunuyor.

LİBERAL SOL “TAZ”

Ancak Aydın Engin-Oya Baydar etkisinin ve hikâyesinin yaygınlığında en büyük merkezi “tageszeitung” (TAZ) oluşturuyor. Taraf ve Radikal arası bir formata sahip bu “özgürlükçü” gazetenin “Türkleri”, ki çoğunun “gidenler” ile bağlantıları olduğu da biliniyor, Engin ile geniş bir söyleşiye yer veriyorlar. Söyleşinin Almanca versiyonu “Ultra Kemalistlerin dönüşü” başlığıyla sunulurken, tecrübeli gazetecinin kendi kahramanlıklarını “ne çektik be abi” formatıyla hikâye etmesi, yeni gelenlerin “aşırı nasyonalist”, “ultra kemalist” ideolojiye sahip bir grup olarak Cumhuriyet Vakfı’nı ele geçirdiğini savunması, dikkat çekiyor. Ama söyleşinin en önemli bölümünü “yeni gelenlerin AB ile ilişkileri Batı emperyalizmi olarak ellerinin tersiyle itmeleri” iddiası, daha doğrusu, kimi çevrelere göre, açık iftira ve ihbarı oluşturuyor. Engin, İlhan Selçuk’un nasyonalistler ile liberaller arasında bir denge kurabildiğini, ama artık cephelerin katılaştığını da ileri sürüyor.

Uzun yıllar Almanya’nın Cumhuriyet gazetesi olarak bakılan ama artık sağcı Frankfurter Allgemeine Zeitung grubunu malı olan Frankfurter Rundschau’nun Türkiye muhabiri de Cumhuriyet’in ölüm döşeğinde olduğunu başlığa çıkararak, Türkiye’de muhalif gazeteciliğin bitiş çizgisinin çekildiğini, Aydın Engin’e dayanarak veriyor. Alev Coşkun’un “pişmanlıktan yararlanan gizli tanık”, “itirafçı tanık” anlamına gelen bir “Kronzeuge” olduğu ileri sürülen haberde, Can Dündar’ın “başarılı çalışmaları” da sergileniyor.

Süddeutsche Zeitung, Cumhuriyet’teki yeni yönetimle Türkiye’de eleştirel gazeteciliğin öldüğünü, yine Aydın Engin ve gidenlerin gözlüğüyle, daha doğrusu suçlamalarıyla süsleyerek veriyor. Coşkun ve yönetimin “sıkı nasyonalistler” olduğunun altı çiziliyor. Berlin’in etkili şehir gazetesi Tagesspiegel de Engin’in vaktiyle bir Alman sürgünü olduğunu hatırlatarak “sıkı milliyetçilerin, nasyonalist sertlik yanlılarını dümene geçirdiği” tezini işliyor. Engin’e göre, Cumhuriyet’teki dönüşümün ardında Erdoğan-AKP, MHP, nasyonalist eski generaller ile Kemalist sertlik yanlılarının “büyük koalisyonu” bulunuyor.

Cumhuriyet’in internet sitesinden ayrılan Bülent Mumay’ın da yazdığı sağcı gazete Frankfurter Allgemeine Zeitung’a göre Cumhuriyet’in yeni yönetimiyle, Erdoğan sonunda zoru başarmış oluyor ve “Kemalistler dümene geçmiş bulunuyor.”

BASİT GERÇEK

Alman ve Avrupa medyasının, Cumhuriyet’teki gelişmeleri başka türlü okumasının mümkün olmadığı birkaç günlük haber özetlerinden çıkarılabilir. Türkiye’nin ve Cumhuriyet’in Gorbaçov karikatürleri, çekilmek zorunda kaldıkları gazete hakkında AB’de ve Almanya’da en tepki gösterilen kavramlar (“ultra nasyonalistler”) eşliğinde korkunç bir karalama kampanyası gerçekleştiriyor. İlk günler itibariyle yarattıkları havaya bakılırsa “başarılı oldukları” kabul edilebilir.

Ama bu konuda başka söylenecek şeyler de var. “Gorbilerin giderken gazeteye bıraktıkları bubi tuzaklarının” neler olduğuna da değinilmesi ve Batı’nın Türkiye’den kimler aracılığıyla neler beklediğine işaret eden daha geniş bir değerlendirme yapılması gerekiyor. Yaparız.

Osman Çutsay/Frankfurt

Odatv.com – 12.09.2018 – 19:07

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir