Son Dakika
17 Aralık 2017 Pazar

Aydın Doğan Hürriyet’i bırakmadan intikamdan kurtulamayacak

01 Mart 2017 Çarşamba, 14:07

Ama bir zamanlar o ekipte, o salonda çalışmış biri olarak Hürriyet Yazıişleri’ne bu olayda yapılan ‘editoryal hata’ suçlaması beni derinden incitti, isyan ettirdi…

İktidarın basın üzerindeki ağır baskısı yetmiyor…

Havuz medyası kurmak, basının yüzde 90’ını kontrol etmek yetmiyor…

Cumhuriyet gibi devlet mirası bir gazetenin 12 elemanını sırf muhalif oldukları için yakalayıp hapse atıp, 120 gündür iddianame bile olmadan esir tutmak yetmiyor…

İnternette çıkan tek-tük muhalif sesleri bile mahkemelerde süründürmek yetmiyor…

Alman muhabir Deniz Yücel’i FETÖ’cülerle takas hesaplarıyla zindana atmak yetmiyor…

Kerem Çalışkan

Şimdi referanduma bir ay kala Hürriyet gazetesine de kumpas çektiler…

Kendilerince ayar verdiler…

Üstelik bu tiyatro en üst düzeyde göz göre göre sergilendi…

Bazı gazeteciler buna alet edildiler, kullanıldılar…

Olay Türk basın tarihine, bu iktidarın son utanç vesikası olarak geçti…

Nedir olay?

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar sürekli Cumhurbaşkanının yanında dolaştığı, TSK’nın teamüllerine aykırı bir tutum sergilediği için Ankara dedikoduları ile yıpranmaktadır…

15 Temmuz sürecindeki rolü de aklı başında herkes tarafından hala sorgulanmaktadır…

Hulusi Akar haliyle rahatsızdır…

Rahatsızlığını İktidar’a aktarmıştır…

İktidar ‘en üst düzeyde’ kendi kontrolündeki basın mensubuna bu rahatsızlığı giderme talimatı vermiştir…

Genelkurmay Başkanı, İletişim Dairesi aracılığı ile Hürriyet’ten Hande Fırat ile görüşmüştür…

Hande Fırat, Hulusi Akar’ın belli ki tek tek sıraladığı maddeleri abartmadan, uzatmadan derli toplu şekilde gazeteye aktarmıştır…

Hatta Hürriyet manşetinde ‘7 Eleştiriye 7 Yanıt’ haberindeki yanıtların tarzı ve üslubu, herhangi bir yanlış anlamaya yer vermemek için Genelkurmay’dan yazılı geldiği izlenimi vermektedir…

Hande Fırat bu metne küçük rötuşlar yapmıştır…

Hande Fırat bu haberi toparlarken, doğal olarak ve kendisi de doğru olarak anladığı şekilde haberin iki yerinde ‘Rahatsız’ sözcüğünü kullanmıştır…

Zaten haberin yapılma nedeni Hulusi Akar’ın kamuoyundaki eleştirilerden duyduğu rahatsızlıktır…

AHMET HAKAN VE BELKEMİĞİ SORUNU

Rahatsız’ kelimesini bugünkü yazısında yanlış bulan Ahmet Hakan, kendi pozisyonunu iktidarın sert tokadı karşısında ayarlamak yerine, haberi bir daha okusun, rahatsızlık var mı yok mu baksın…

Belkemiği böyle durumlarda lazım…

Ama yoksa ne yapsın Ahmet Hakan?…

Hürriyet Yazıişleri bu haberde ‘Editoryal Hata’ yapmamıştır…

Tam tersi Hürriyet Yazıişleri, haberin özel rica üzerine yapıldığını da dikkate alarak, ‘Genelkurmay’ın eleştirilerden duyduğu rahatsızlık’ meselesi kaynamasın diye hiç değilse iç sayfalarda başlığa taşıyarak altını çizmek istemiştir, hatta zorunda kalmıştır…

‘Karargah rahatsız’ başlığı iç sayfalarda bu nedenle atılmıştır…

‘Karargah rahatsız’ değilse bu haber özel rica ile neden yapılmış ve yaptırılmıştır?

İktidar Genelkurmay’ın rahatsızlığını gidermek için bu habere neden izin vermiştir?

Ortada ‘Rahatsızlık’ yoksa İktidar bu haber için Hürriyet’i ve Hande Fırat’ı neden devreye sokmuştur?

Hande Fırat’ın böyle bir haberi İktidarın izni ve onayı olmadan yapması mümkün müdür?

Tüm bu nedenlerle Hürriyet yönetiminin (artık her kimse!) durumu toparlamak için ‘editoryal hata’ mazeretine sığınması ayıptır, yalakalıktır, basın adına utanç vericidir

Üstelik bu açıklama ve düzeltme açıkça Hürriyet Yazıişleri’ni satmaktır!…

Hürriyet’in Sedat’ı kovduktan sonra haberi ve başlığı ‘editoryal hata’ diye düzeltmesi Saray’a biat çabasından başka bir anlam taşımaz… Boştur…

Gereksizdir, çünkü Erdoğan’ın kendilerini affetmesi sonucunu doğurmaz…

Erdoğan’ın Aydın Doğan ile hesabı konjonktürel değil struktüeldir!…

Aydın Doğan Hürriyet’i bırakmadan intikamdan kurtulamayacaktır!…

Bu olay zaten bunun deklarasyonudur…

İKTİDARIN ÜÇLÜ BASKISI

Bu olay ilerde yazılacak dönem basın tarihine iktidarın yeni bir utancı olarak geçecektir…

İktidar bu habere izin vermiş, aracı olmuş, sonra da bu haberi hem kendisine yeni mağduriyet yaratmak için kullanmış hem de referandum öncesi topluma yeni bir baskı aracı olarak kullanmıştır. İktidar bu olayda kendince üç yarar sağlamıştır:

1-Hürriyet’e tokat atmıştır. Kendi izniyle de olsa, her türlü objektif haber ve duruşa izin vermeyeceğini göstermiştir.

2-TSK’ya tokat atmıştır. Kendi izniyle de olsa, rahatsızlığın dillendirilmesine izin vermeyeceğini göstermiştir.

3-Topluma tokat atmıştır. Referandum öncesi her türlü ‘Hayır’a izin vermeyeceğini göstermiştir.

İktidarın bu ağır baskısı ve şakır şukur tokat yöntemi referandumu nasıl etkileyecektir?

Bunu göreceğiz…

Ama bir zamanlar o ekipte, o salonda çalışmış biri olarak Hürriyet Yazıişleri’ne bu olayda yapılan ‘editoryal hata’ suçlaması beni derinden incitti, isyan ettirdi…

Umarım kalpleri incinen ve isyan eden başka gazeteciler de vardır…

Ne de olsa Hürriyet Gazetesi kurucusu Sedat Simavi’nin hükümeti korkusuzca eleştirirken, canını vermekten çekinmeyen ruhu Hürriyet’in logosundaki bayrakta hala dalgalanmaktadır…

Gazetecilik biat ve yalakalık mesleği değil, özgür ve korkusuz ruhlar mesleğidir…

Ve öyle kalacaktır…

Kerem Çalışkan

Odatv.com – 01.03.2017 – 15:19

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir