Son Dakika
17 Aralık 2017 Pazar

Akşener’in kaçırdığı 3 fırsat

02 Eylül 2017 Cumartesi, 04:03

Türkiye siyasi tarihinde belli dönemler vardır. Siyasi ilgi, umut ve heyecan, genellikle alternatifsizlik nedeniyle belli kişilere ve çevresine yönelir. Ecevit, Özal, Demirel ve Erdoğan böyle dönemlerde umut dalgasını doğru değerlendirip örgütlemeyi başarmış liderlerdir. Çiller, Yılmaz, Ağar, Mumcu, Cem, Derviş, Tarhan gibi isimler ise kendilerine yönelik bu tür bir ilgiyi harcamış ve bu nedenle harcanmış siyasilerdir. Şu anda bu ilgi, merak ve umut sınavında Meral Akşener var…

Akşener’in bu sınavdan nasıl çıkacağı da en geç 2019’da belli olacak. Akşener, 1995-2001 arası DYP’de, 2001-2015 arası MHP çevresinde siyaset yaptı. Yani 22 yıldır aktif siyasetin içinde olan Akşener, İçişleri Bakanlığı ve TBMM Başkan vekilliği de yapmış deneyimli bir isim.

Kerem Çalışkan

Akşener 2015’ten sonra MHP’de Bahçeli’ye karşı diğer bazı isimlerle birlikte muhalefete başladı. Bir süre kongre için yönetimi zorladılar. Bunu başaramadılar. Sonunda Bahçeli onları MHP’den attı.

Akşener asıl politik çıkışını 16 Nisan 2017 Referandumu sırasında, bağımsız olarak ‘Hayır’ kampanyasına katılarak yaptı. Referandum’da ‘Evet’ çıkınca bir süre sessizliğe büründü. Son iki aydır sessiz ve derinden ‘Milli merkez parti’ kurmak için çalıştığı haberleri basında yeralıyor. Son olarak Koray Aydın’ın Akşener hareketine katılması ile, MHP’nin tabanından kitlesel kaymalar da görülmeye başlandı. Buraya kadar yazdıklarım durum özeti…

Şimdi sadede gelelim. Türkiye, siyasi parti kurma-dağıtma, tekrar kurma konusunda deneyimsiz bir ülke değildir. Partiler ve çevreler belli bir hız ve tempoda örgütlenir, tüzük-program vb. yazılır… Aslında bunları yazanlar da okuyanlar da fazla ciddiye almaz. Çünkü Türkiye’de biraz politika yapmış olan herkes, tüzükle ilgili malum kafiyeyi bilir…

Bir liderin ve hareketin kaderini, doğru zamanda doğru siyasi çıkışları yapması, akılda kalıcı siyasi lafları doğru zamanda kullanması, bunları halka ulaştırması ve kendisine umut bağlayan kitlenin nabzını doğru yakalaması, heyecan vermesi belirler…

Akşener ‘milli merkez’ olacak bir politik hareket yaratmak istediğine ve liderlik iddiasında bulunduğuna göre, partinin tümüyle kurulup toplum önüne çıkmasını beklemeden de, dünyanın ve Türkiye’nin 7/24 kesintisiz akıp giden kaosu içinde, kanımca bazı politik çıkışları yapmalıydı… Zaten liderlik iddiası da referandumda bu tür bir siyasi çıkışla gündeme geldi…

Akşener eğer bu tür siyasi çıkışları yaparsa, hem toplumun kendisine dönük ilgi ve heyecanını arttırır, hem çekirdek ekibinin performansını, hem de yeni söylemlerine karşı toplumun tepkisini test eder…

Kanımca Akşener bu bakımdan son 15 günde üç siyasi çıkış fırsatını kaçırdı…

1-Fındık meselesi:

AKP iktidarının fındık fiyatını 10 TL. ilan etmesinden hemen sonra Akşener, Ordu ve Giresun’da birer saatlik salon toplantıları yaparak, AKP’nin 15 yıllık iktidarında Karadeniz fındık üreticisini nasıl İtalyan tekeli Ferrero’ya teslim ettiğini ve perişan ettiğini anlatabilirdi. Bu hem milli, hem halkçı, hem de üreticiden yana bir çıkış olurdu…Tüm Türkiye kulak kesilip onu dinlerdi… Üstelik milliyetçi camiada danışabileceği Karadeniz’in sosyal yapısı, fındık milli üretimi konusunda bilgili Kemal Üçüncü gibi akademisyenler varken… Seçimlerde ağırlıklı olarak AKP’ye oy veren Karadeniz fındık üreticileri, Akşener’in bu çıkışı ile ona kulak vermeye başlayacaklardı… Akşener bu fırsatı kaçırdı…

2-Barzani meselesi:

Akşener, madem milli-merkez parti kuracak, Türkiye’nin beka meselesine Bahçeli’den önce sahip çıkmalı ve yine en az iki kentte salon toplantısı yaparak, Barzani’nin 25 Eylül’de yapacağı Kürdistan referandumuna AKP iktidarı ve Erdoğan Sarayı’nın sessiz kalmasını yerden yere vurabilirdi… Böyle bir çıkış Akşener’i milli hassasiyetin merkezine oturturdu… Ayrıca Erdoğan’ın ‘Kürdistan’ın kurulmasına sessiz kalarak destek veren Türkiye Cumhurbaşkanı’ olarak tarihe geçeceğini ilan eder ve siyasi bakımdan, kendisine biçilen ‘milli liderliğin’ gereğini yerine getirirdi… Akşener bu fırsatı da kaçırdı…

3-26/30 Ağustos meselesi:

Türkiye’de siyasetin aktif aktörleri bu 26 Ağustos’ta siyasi meşreplerine uygun farklı yerlerde mevzilendiler. Erdoğan Afyon’a gitmemek için Malazgirt’e gitti. Alparslan-Fatih üzerinden 15 Temmuz odaklı politika yaptı. CHP Afyon’a gitmemek için Çanakkale’ye gitti. 2019’da ortak aday beklentisi içinde, HDP ile güçbirliğine yeşil ışık yakarak ‘Adalet-atlet’ polemiklerini sürdürdü…

Böylece Türk tarihinin dönüm noktası, Mustafa Kemal’in Dumlupınar/Afyon taarruzu ve 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi alanı boş kaldı… Akşener bu boşluğu doldurup 26-30 Ağustos’u Afyon bölgesinde toplantılarla geçirseydi, şu anda parti örgütlenmesi en az üç katı hız, beş katı kitle desteği kazanırdı… Çünkü Türkiye’de Atatürk milliyetçiliği halen sahipsiz ve öksüzdür ve kendisini sahiplenecek lideri beklemektedir… CHP bu mirası terketti, AKP sahiplenemez, millet bu çıkışı Akşener’den bekliyordu… Akşener bu fırsatı da kaçırdı…

Bu fırsatları ancak ‘gerçek’ siyaset yapan ve 24 saat siyaset düşünen liderler yakalar. Türkiye’de bugün muhalefette bu anlamda, bu tarz siyaset yapan herhangi bir lider, parti, hareket yoktur…

Siyaset biraz da kaçan fırsatları farkedip, ikinci hamlede yakalama sanatıdır. Eylül ayı Akşener’i bekliyor. 1) Karadeniz’de fındık sancısı halen sürüyor. 2) Barzani’nin referandumuna daha 25 gün var 3) 30 Ağustos’u kaçıranlar 9 Eylül’de İzmir’de Mustafa Kemal ile tekrar buluşabilir…

Buyrun Meral Hanım, meydan sizin…

Kerem Çalışkan

Odatv.com – 28.08.2017 – 10:24

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir